
ANGELİNA JOLİE BRAD PİTT İ ANLATIYOR
Kocası tarafından aldatılan, çocuklarına bakmak zorunda olduğu için oyunculuk hayallerini bir kenara bırakan ve hep kıt kanaat geçinen kırık kalpli bir annenin; Beverly Hills'de zengin çocuklarının arasında liseyi bitirmeye çalışan, zayıf, gözlüklü, alay edilen kızı. Oyuncu olmak istiyor. Modellik seçmelerine girip reddedilince yeni bir ideal buluyor kendisine; cenaze levazımatçılığı. Siyah giyiyor. Saçları mor. Kendi varlığından şüpheye düştüğünde bıçak koleksiyonunu imdadına çağırıp orasını burasını kesme ritüelleri düzenliyor. Nereden nereye... Öldürmeyen güçlendiriyor işte. - Neredeyse kimse sizin kadar yakın mercek altına alınıp izlenmiyor. Bu koşullar altında nasıl bir hayatınız var? Garip bir şey ama hayatımın çok da önemli bir parçası değil bu. İşimle beraber gelen ün yüzünden birçok faydalı şey yapma imkanım oluyor. Bu yüzden de bu ilgiye kızmamın bir anlamı yok. Brad benden çok daha uzun bir süre boyunca, benden çok daha fazla ilgiye maruz kaldı ve o bununla çok iyi baş ediyor. Son derece pozitif bir tavrı var, her zaman kibar ve bunu hayatının bir parçası olarak kabul etmiş durumda. Etrafımızda bizi koruyan ekstra bodyguard'lar var gibi. (Gülüyor.) Bir çift ve anne-baba olarak sonu gelmeyen bu ilgi stres yaratmıyor mu? Böyle bir şey ancak siz izin verirseniz stresli olur. Ve biz buna izin vermiyoruz. Bizim iyi bir hayatımız var ve biz inandığımız şeyleri beraberce yapıyoruz. Ve tüm bu süreç içerisinde iyi vakit geçiriyoruz. Önemli olan da bu zaten.
Sizce insanları bir arada tutan şey aşk mı?
Yoksa bundan daha karmaşık bir şeyler mi var ortada? Bence her ilişki birçok değişik etken sebebiyle sürdürülebilir hale geliyor. Biriyle beraber olduğunuz zaman o insanla çok çeşitli boyutlarda beraberlikleriniz oluyor. Dürüstlük ve güven temeli oluşturuyor. En azından benim için bu böyle. Hayatımı asla başka biriymiş gibi davranarak geçirmek istemezdim. Ve yanımdaki insanın da asla 'miş' gibi yapmasını istemem. Her anımı olduğum gibi geçirmek istiyorum. Zaten mutlu olmanın başka bir yolu da yok. Brad'le aramızda olan bu.
İyi Niyet Elçisi olmanız sinema kariyerinizi olumsuz bir şekilde etkiliyor mu?
Veya tam tersi? Ben politikacı değilim. Sadece oyuncuyum. İşim hikayeler anlatmak ve eğlendirmek. Bunu hiç aklımdan çıkarmıyorum. "Kirli Sırlar" (The Good Shepherd) gibi iyi işler geldiğinde önceliğim işim oluyor ve bundan keyif alıyorum. Benim için asıl seçim çekimlerin ne kadar süreceği noktasında başlıyor. Son iki sene içinde çekimleri yedi haftadan uzun süren bir filmde yer almadım. Ancak bu şekilde çocuklarıma istediğim kadar vakit ayırabiliyorum.
Brad ve siz geniş bir aile istemek konusunda hemfikir miydiniz?
Bu kararı beraber mi aldınız? Evet. Beraber olmaya başladığımızda Brad benim daha fazla çocuk istediğimi biliyordu. Bu onun da istediği bir şeydi. Çocuklarla olmayı, onlarla oynamayı ve onlara bir şeyler öğretmeyi çok seviyor. Çekimler sırasında çocuklarla ilgilenmeyi -süt şişeleri, yemekleri, her şey- kendisi istedi. Ben onun bu tavrını çok takdir ediyorum çünkü en kötü şey insanın çocuklarına bakmasını bir yük olarak algılaması olurdu. Biz çocuklarımızı seviyoruz ve bu sevginin gerektirdiği tüm sorumlulukları paylaşıyoruz. Üstelik Brad'den bunu istemem gerekmiyor; kendiliğinden olan bir şey. Bazı kimseler neden bir Amerikalı çocuğu değil de devamlı yabancı çocukları evlat edindiğinizi merak ediyorlar. Başka ülkelere gittiğiniz zaman oralarda Amerika'da asla göremeyeceğiniz bir fakirlik ve acıyla karşılaşıyorsunuz. Çocuklar söz konusu olduğunda sınırların bir önemi yok. Bütün çocuklarımı onlarla aramda gelişen ani duygusal bağ sebebiyle evlat edindim. Hiçbir zaman "Ben bir çocuk evlat edinmek istiyorum, o mu olsun, bu mu?" gibi bir şey düşünmedim. Bundan çok daha derin bir süreç benim için. Savaşın yıktığı ülkelerde çalışırken üzüntünüze yenik düştüğünüz oluyor mu? Belli bir perspektifiniz olması ve olumlu bir şeyler yapmaya odaklanmanız gerekiyor. Üzülerek, acı duyarak elle tutulur bir şeyler yapmanıza imkan yok. Acı çeken insanların bizim acımamıza değil yardımlarımıza ihtiyaçları var. Bu sebeple bir süre önce kendimi gerçek bir fark yaratacak işler yapmaya adadım. Brad'in içinde bulunduğunuz projelere ilgi duyması sizin için önemli miydi? Evet. Çünkü bu benim hayatımın önemli bir parçası ve bütün seyahatler falan göz önünde bulundurulursa eşinizin de işin içinde olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Benim için harika olan şu ki bu aramızda asla bir mesele olmadı. Bu onun zaten içinde olmak istediği bir durumdu. Bu da bana bizim ortak amaçları olan iki insan olduğumuzu kanıtladı.
"Kirli Sırlar"daki rolünüzden bahsedebilir miyiz? Hayatındaki adamdan olumuz bir şekilde etkilenmiş bir kadını canlandırmak zor muydu? Ee... benim başımdan da iki boşanma geçti. Ama onlarla hiç iyi arkadaşım. (Gülüyor.) Ve bu kadar sır dolu bir adamla, daha doğrusu öyle olmak zorunda olan bir adamla beraber olmadım. Ben hep sanatçılarla beraber oldum ve onlar da genellikle çok konuşkan ve dışa dönük insanlar olurlar.
Onun başından geçenlerle, hissettikleriyle özdeşleşebildiniz mi? Evet. Sonuçta yaşadığı dönem göz önünde bulundurulduğunda, Clover oldukça güçlü bir kadın. Onun hayatında birçok şeyin dağılmış, yıkılmış olması fikrini sevdim. Ve bir kadın olarak çok güçlü taraflarım olmasına rağmen benim de yıkık yönlerim var. Nasıl mesela? Yalnızlık mesela. Hayatımda kendimi çok yalnız hissettiğim, çok zor dönemler oldu. Mutsuzdum. Bu evliliklerimle ilgili bir şey değildi belki ama hiç kimseye, hiçbir şeye yakınlık hissedememekle, bana sıcaklık veren herhangi bir bağ kuramamakla ilgili bir haldi. Filmde Clover, etrafta bağırmak ve bir tepki görmek ihtiyacı içindeki tek insan. Hayatta kendimi çok kereler böyle bir halde buldum.
Kendinizi böyle bir ilişkide hayal edebiliyor musunuz? (Gözlerini fal taşı gibi açıyor) Hayır! Benim her hücrem doğal olarak kendini ifade etmek, direkt olmak, hissettiklerime ve olduğum şeye karşı dürüst olmakla doludur. Bu benim var oluş biçimim. Ben buyum. Angelina Jolie Hakkında Bilmedikleriniz * Jolie ile 11 yıl beraber olan model Jenny Shimizu Brad Pitt'i uyardı; "Ben hala onun sevgilisiyim, bu ilişki asla bitmeyecek." * 4 Haziran 1975'te California'da doğan Jolie, babası aktör Jon Voight'ın soyadından resmi olarak 'kurtuldu'. * Jolie küçükken yılan ve kertenkele toplarmış.....
Sizce ben seksi miyim?
Bu soru hemen her ülkede dünyanın en seksi kadını seçilen Angelina Jolie'ye ait. Şaka mı yapıyorsunuz diye cevap veriyorum, gülüyor Jolie, Türkiye hakkında bir çok şey duyduğunu ama fırsat bulup gelemediğini söylüyor ve ekliyor "Orada hayranım çoksa mutlaka gelmeliyim". Birazdan dünyanın en seksi kadınıyla görüşeceğim. Nasıl heyecanlıyım anlatamam. En seksi erkekte böyle hisseder miydim onu bile bilmiyorum. Önce Angelina Jolie'yi tanımayanlar için kısa bir özet. 1975 Los Angeles doğumlu. Zengin bir aileden geliyor. Angelina daha çok küçükken anne ve babası boşanıyor. Angelina ise aktrist olan annesi Marcheline Bertrand'ın yanında kalıyor. 11 yaşında tiyatro okuluna gidiyor. 16 yaşına geldiğinde ise evi terk edip kendi başına yaşamaya başlıyor. Para kazanmak için de modellik yapıyor. Aynı zamanda New York Üniversitesi'nde sinema okuyan Jolie'nin Hollywood'a adım atmasını sağlayan film Cyborg II. Film eleştirmenlerce çok kötü bulunmasına rağmen, Jolie'ye büyük ün getiriyor. Ardından oyuncu Jonny Lee Miller ile evleniyor. 2000 yılında ise boşanıyorlar. Jolie'yi bugünlere taşıyan filmleri arasında kuşkusuz biseksüel bir top modeli canlandırdığı GIA ve başrolünü Winona Ryder ile paylaştığı Girl Interrupted var. Hatırlarsanız bu son filmde akıl hastası bir genç kızı canlandırmış ve Oscar'ı evine götürmüştü. Jolie, sinema kariyerinin yanı sıra Birleşmiş Milletler'in iyi niyet elçisi olarak da adını çokça duyuruyor. Özellikle Tanzanya, Pakistan ve Sudan'a yaptığı ziyaretler dünya basınının çokça ilgisi çekmişti. Jolie 2001 yılında Kamboçya'ya yaptığı ziyaretlerden birinde Maddox isimli bir çocuğu evlat edindi. Aynı ziyarette Tomb Raider filminden kazandığı 12 milyon doların 5 milyon dolarını Kamboçya Doğal Hayatı Koruma Derneği'ne bağışladığını açıklamıştı. Karşımda hem güzel hem seksi hem de yaptıklarıyla melek lakabını alacak bir kadın var yani. İsminin de anlamı buymuş aslında, sonradan öğreniyorum. Jolie'nin karşısına röportaj için oturduğumda garip bir şaşkınlıkla her yerini incelemeye başlıyorum. Ne giymiş, saçları nasıl, parmakları gerçekten de söylenildiği kadar uzun mu? Angelina Jolie alışık, bir süre onu baştan aşağı süzmeme izin veriyor sonra soruyor:
"Türkiye'den mi geliyorsunuz gerçekten? Biraz uzak değil mi?" Jolie ile büyük İskender filminin basın haftası çerçevesinde bir sohbet gerçekleştirdim. Etkilenmedim desem yalan olur çünkü bu küçük ve narin gözüken kadında müthiş bir şeytan tüyü var.HER KADIN GİBİYİM BEN DE
Bu kadar güzel olmak için ne yapıyorsunuz? Yani nedir sırrınız? (Başını öne eğiyor utanmış gibi yapıyor ve gülüyor. Sonra gerçekten soru mu bu diye bir süre bakıyor. Ciddi olduğumu anlayınca cevap vermeye karar veriyor.) Hiç özel bir şey yapmıyorum. Gerçekten de... Ben de her kadın gibi kendime dikkat ediyorum kadar. Ama biliyor musunuz, anne olmak insanı güzelleştiriyor. Şimdi bir oğlum var ve onun beni güzelleştirdiğine inanıyorum. Doğurmak güzelleştirir derler aslında, siz ise onu evlat edindiniz.Bence bir çocuğa bakmak, onunla ilgilenmek, sürekli onunla olmak önemli, doğurmak değil. Onunla olduğum için mutluyum huzurluyum ve bu beni güzelleştiriyor. Bunu çok iyi biliyorum. Peki bu kadar seksi gözükmek için özel olarak ne yapıyorsunuz? Yani belli bir bakış, bir duruş, dudakların daha dolgun gözükmesi falan... Yani şunun sırrını bir söyleyiverin. Çoğu kadın sizin gibi gözükmek istiyor. (Minik bir kahkaha atıyor, sonra bir süre susup gözlerimin içine bakarak soruyor) Sizce ben seksi miyim? Ciddi olamazsınız. Herhalde dalga geçiyorsunuz. Hayatımda sizden daha seksibir kadın görmedim. Ben kendimi seksi bulmuyorum. Nasıl yani? Kendimi seksi bulmuyorum. Niye sürekli beni dünyanın en seksi kadını olarak seçiyorlar bilmiyorum. Yani evli değilim, tek başıma bir çocuğu büyütmeye çalışıyorum yani bir anneyim. Bu nasıl seksi olur ki?
Siz olsanız en seksi olarak kimi seçerdiniz? Benim dışında herhangi biri olabilirdi. Türkiye'de çok hayranınız var. Sadece erkekler değil kadınlar da çok beğeniyor sizi.
Bu ilgi sizi şaşırtmıyor mu? Kadınların ilgisi beni şaşırtmıyor, tahmin edebiliyorum. Bunun biseksüel olduğunuza dair açıklamalarınızla ilgisi olabilir mi? Olabilir. Kadın hayranlarımın çok olduğunu biliyorum. Dünyanın çok değişik ülkelerini gezdiniz.
Niye hiç Türkiye'ye yolunuz düşmedi? Olmadı gerçekten de. Gelmeyi çok isterim. Çok anlatan var. Hem siz de çok hayranınız var diyorsunuz, özellikle erkekler (gülüyor). Ben de belki oralara gelip hayranlarımı yakından görmeliyim. Büyük İskender filminde İskender'in hırslı annesi annesi Olympias'ı canlandırıyorsunuz.
Anne olmanızın bu role bir etkisi oldu mu? Kesinlikle. Herkes Olympias'ı fazla hırslı hatta kötü buluyor ama ben onu bir anne olarak anlayabiliyorum. O döneme bakıldığında yalnız, kocası tarafından aşağılanmış ve elinden hakları alınmış bir kadın portresi çıkıyor önümüze. Elindeki tek şey oğlu İskender. O da oğlu için bir takım hırslar barındırıyor içinde. Bundan daha doğal bir şey göremiyorum ben. BAŞKA ÇOCUKLAR DA İSTERİM Siz de oğlunuz için hırslı mısınız? Kim olmaz ki? Tabii ki o dönemdeki gibi olmaz ama benim da başka hırslarım var. Örneğin iyi yetişsin, mutlu olsun gibi... Oğlunuz daha çok küçük ama sizinle bütün setlere geliyor
Ne iş yaptığınızı biliyor mu? Hayatımda ondan başka hiçbir şey yok. Hep onunla olmak, bütün saatlerimi onunla geçirmek istiyorum. Bu yüzden benimle setlere bile geliyor. Ne yaptığımı bilip bilmediğine gelince galiba daha algılayamıyor. Televizyonda beni gördüğünde benim oradaki kadın olduğuma inanmıyor. Geçenlerde bir arkadaşının annesi benim ne iş yaptığımı sormuş. O da bilmiyorum diye cevap vermiş. Komik değil mi? (Gülüyor) Sizin başka çocuklar da evlat edinmek istediğinizi duymuştum. Hatta Rusya'da bir çocuk bulmuşsunuz ama size vermemişler. O Rusya işi tamamen yalan haber. Öyle bir şey asla olmadı. Oraya gittim ama ziyaret içindi. Başka çocuklar evlat edinme konusuna gelince, evet çok istiyorum. Bakalım başarabilecek miyim? Hakkınızda sürekli haberler çıkıyor. Bir gün onunla bir gün bununla, öteki gün çocuk evlat ediniyor diye.
Bunları nasıl karşılıyorsunuz? Ne yapabilirim ki izliyorum. Hayatımda sadece oğlum var ama basın bazen beni çok yoruyor. Büyük İskender filminde canlandırdığınız karakter bir sürü yılan besliyor. Yılanlı sahnelerde korkmadınız mı? Yılanlara bayıldığımı söyleyemem ama galiba iyi anlaştık. Filmdeki sahneler çekilmeden önce yılanlarla epey bir süre çalıştım. Nasıl tutmam lazım, nasıl davranmam gerekli , hangi hareket onları ürkütür diye... Sonuç başarılı oldu. Pek bir problem yaşamadık, kardeş kardeş geçindik gitti. (Gülüyor.)
Filmde en zorlandığınız sahne hangisiydi? Colin (Farrell) ile olan kavga sahnesinde zorlandım. Çünkü o sahnede hem şiddet hem adrenalin hem de duygusallık vardı. Evet kesinlikle en zor sahnem o oldu diyebilirim
Angelina Jolieyle "WANTED" filmi ve aktris olması hakkında......
Ropörtör: Filmin yapımıyla ilgili değişik neler söyleyebilirsin?
Angelina Jolie: Bana neden bu işte olduğumu hatırlattı. Aktristlik sadece bir işe, mesleğe dönüşmeye başlamıştı. Hazırlanışı zor bir filmdi; pahalı, çekimi zor, akıllıca hazırlanmış, komplike bir film. Dürüstçe söylemek gerekirse; bir stüdyonun sadece tonlarca para bastırıp yaptırdığı uyduruk filmlerden değil. Bu filmin içindeki herkes ve ben en iyisini yapmak için çok çalıştık. Diyaloglar; politika, tarih, hayat gibi öğeler üzerine kuruldu ve tüm oyuncular gerçekten çok başarılı.
Ropörtör: Bu senin aktris olma sebebin yani?
Angelina Jolie: Evet! Bu tamamen yapmaya çelıştığımız şey, yapmamız gereken ve odaklandığımız şey aslında. Hikayeler anlatmaya çalışırız, konuyu samimi ve gerçeklere uygun canlandırırız. Detaylara, araştırmalara uygun hareket etmeliyiz. Yani film yapma işi takım olarak çok ama çok fazla çalışmayı gerekir.



0 comments
Yorum Gönder